İblis'in Hikâyesi

 

İblis diğer adı ile Şeytan, İslam kaynaklarında insanlığın en büyük düşmanı ve kötülüğün sembolüdür. Semavi dinlerin yapısı içerisinde çok önemli bir görev üstlenmiştir. Kaynağını Musevi inancına kadar geri götürebildiğimiz Şeytan, Hıristiyan ve İslam inancında değişim göstererek, bir “düşman karakter” olarak karşımıza çıkar. Şeytan ve iblis kelimeleri İslam inancında birbirlerinin yerine kullanılmıştır ama arada ince bir ayrımın olduğunu belirtmek gerekir. Kuranı Kerim'de şeytan, çoğul olarak da kullanılır ve iblis sözcüğüne göre daha kapsayıcı bir anlamı vardır. Aynı şekilde Hıristiyanlık'ta da, “satan” ve “diyabolos” sözcükleri arasında böyle bir ikili kullanım mevcuttur. Şeytan ve iblis sözcüklerinin kökenbilim açısından farklı yorumları bulunuyor. Bu iki kelimenin İbranice, Arapça ve hatta Helence kökenleri olduğuna dair varsayımlar öne sürülmektedir. Şeytan sözcüğünü, İbranice “satan” (muhalif anlamında) ile ilişkilendirmek makul görünmektedir ki ayrıca belirttiğimiz gibi “satan” Hıristiyan kaynaklarına da (Yeni Ahit gibi) geçmiştir.

Burada ilgi çekici olan “iblis” kelimesidir. Helence “diyabolos” (lat. diyabolus), iblis kelimesinin kökeni olarak gösterilir. Diyabolos (Batı dillerindeki yazılışı ile diabolos), yine Helence olan diyabaleyin (diaballein) sözcüğünden gelmektedir. İftiracı anlamına gelen bu sözcük, Hıristiyan geleneğinde İbranice'deki satan kavramına karşılık olarak kullanılmıştır. Yeni Ahit'in yazıya geçirildiği ilk dillerden biri Helence'dir. Hıristiyanlığın İbrani kökenlerini de hesaba kattığımızda, İncil'de Helen kökenli diyabolos ve İbranice satan sözcüklerinin birlikte yer alması şaşırtıcı değildir. İblis'in köken olarak diyabolos sözcüğünden gelmesi mümkün; ama biz işi biraz daha karıştırmayı tercih edelim. “İftiracı”, İblis için uygun bir sıfat ama açıkçası onu tam olarak tasvir ettiği (özellikle İslam düşüncesi çerçevesinde) söylenemez. İblis'in kökenini yine Helen diline ama farklı bir sözcüğe bağlayabilir miyiz? İçerik bakımından çok daha uygun bir seçenek var gibi. Şimdi bu sözcüğü biraz irdeleyelim.

Kökeni Helence olan “hübris” sözcüğü, pek çok Batı dilinde “kibir, kendini beğenmişlik” ve benzeri anlamlara gelmektedir. Bu kavram, Helen toplumunda önemli bir değer yargısına karşılık gelmekteydi.* Her türlü güç, mevki ve ayrıcalığı kötüye kullanmak anlamına da gelen hübris, toplum bilincinde en ağır suçlardan biri olarak görülüyordu. Efendinin köle üzerinde uyguladığı her türlü suistimal de bu suçun kapsamına girmekteydi. Antik metinlere göz gezdirdiğimizde, hübris suçunun oldukça geniş bir kapsama alanı olduğunu anlıyoruz. Kavram, Helen edebiyatı içerisinde, gerek sosyal yaşantıda meydana gelen ve mahkemelere taşınan olaylarda, gerekse destansı anlatılarda kahramanların zaaflarının bir vurgusu olarak karşımıza çıkar. Aşağılamak, kibir göstermek ve istismar etmek, kavramın belirleyici yanlarını özetlemektedir. İlahlara hakaret etmekten cinsel istismara** kadar uzanan kapsayıcı içerik, kavramın toplum yaşantısındaki büyük etkisini yansıtır.

Hübris suçu ile ilgili, antik metinlerde geçen örneklerin bazılarını sıralamak açıklayıcı olacaktır. Ahilevs'in Hektor'u yendikten sonra onun bedenini yerde sürükleyerek aşağılaması ve cesedin yakılmasını geciktirmesi (ölüye karşı saygısızlık), Timarkus'un para karşılığı cinsel ilişkiye girmesi ve dolayısı ile kendi bedenine karşı hübris suçunu işlemesi**, Turoya savaşı sırasında, Helen kuvvetlerinin Ahilevs'ten sonraki en büyük savaşçısı olan Ayaks'ın, düşmanlarıyla çarpışırken tanrıların yardımına gerek görmemesi (Tanrılara karşı saygısızlık) bir tür hübris suçu olarak dile getirilmiştir.

Hübris kavramı, mitoloji dünyasında yalnızca temel bir ahlaki değer yargısı olarak yer almaz. Mitolojide sıkça yapıldığı üzere, “kişileştirme”, kısmen hübris kavramına da uygulanmıştır. Hübris, mitolojik bir karaktere büründürülür. Küstah, ahlaksız ve zorba bir tanrıçadır artık. Açgözlü ve küçümseyici Koros, onun büyük tanrı Zevs'ten (Zeus) doğan oğludur.*** Antik kaynaklardaki bir diğer anlatıma göre ise, Hübris, tanrı Pan'ın annesidir.* Pan bilindiği gibi, keçi ayaklı ve boynuzlu görünümüyle tekinsiz bir tanrıydı. Çobanların ve sürülerin koruyucusu Pan, vahşi doğada (özellikle dağ ve ormanlar) elinde ünlü panfülütü ile tasvir ediliyordu. Düşünmeden hareket etmesi nedeniyle insan doğasının karanlık tarafının bir temsiliydi. Helen kültüründe çok olumsuz bir karakter olarak tanımlanmamıştır; ama Roma ve Hıristiyanlık ile birlikte, Pan'ın doğası da kötülüklerin merkezi hâline getirilir. Aynı şeytan sözcüğünde yapıldığı gibi (örneğin Kuranı Kerim'de), Pan'ın da ara sıra çoğul anlamda kullanıldığına şahit oluyoruz. Dahası, özellikle Hıristiyanlıkta, Pan'ın dış görünüşü giderek Şeytan'a atfedilir ki bu tasvir, birazdan vurgulayacaklarımız açısından oldukça manidardır. Şimdi, mitolojik geçmişi bu noktada bir kenara bırakalım; çünkü konuyla ilgili daha ilginç tesadüflere değineceğiz.

İblis ve hübris sözcükleri arasındaki ses benzerliği bir yana, taşıdıkları anlam bakımından ilgiye mazhar bazı ilişkiler mevzu bahistir. Özellikle İslam inancında, İblis'in işlediği günahların başında “kibir” gelir.* Kendini insandan üstün görmesi ve bununla da yetinmeyip Allah'a karşı çıkması, tam olarak “hübris” suçunu oluşturmaktadır. Hem başkasını küçümsemiş hem de ilahî olana saygısızlık etmiştir. İblis, antik dünyanın en büyük suçunu işlemiştir.

Konunun dikkate değer bir başka yönü ise Kuranı Kerim'de iblis ve şeytan sözcüklerinin geçtiği bölümler ile ilgilidir. Bu iki kelimenin eş anlamda kullanıldıklarını belirtmiş ve aralarında ince bir ayrımın olduğunu vurgulamıştık. Bununla birlikte, bu iki sözcüğün Kuranı Kerim metni içinde tercih edilen yerlerine dikkat ettiğimizde farklı bir boyutu yakalamak mümkün olabilir. Allah'ın, meleklere (ve İblis'e) insanın önünde secde etmelerini buyurması ve İblis'in buna karşı çıkması, yalnızca İslam inancının kutsal kitabı Kuranı Kerim'de geçmektedir.* Dolayısı ile Musevi ve Hıristiyan inanışında bulunmayan bir anlatımın olduğunu işaret etmek önemlidir. İlgi çekici olan ise bu yeni anlatımın olduğu bölümlerde, iblis sözcüğünün tercih edilmesidir. Hübris suçunun işlendiği bölümde, iblis adının kullanılması anlamlıdır. Anlatımın devamında ise Adem ve Havva'nın cennetten çıkmasını (veya kovulmasını) sağlayan İblis değil bu sefer Şeytan'dır. Adem ve Havva'nın tuzağa düşürüldüğü bölümde, İbranice satan'dan gelen (kuvvetli bir ihtimal olarak) şeytan sözcüğünün kullanılması bilinçli bir seçimi çağrıştırmaktadır. Bu bölüm, daha eski olan Yahudi İncili'nde (Tekvin bölümünde) geçmektedir ve buradaki anlatım İslam inancına fazla değişmeden aktarılmıştır. Dolayısı ile Eski Ahit'te geçen bir kelimenin bu bölümde yer alması mantığa uygundur. Kuranı Kerim'de, Şeytan ve İblis ile ilgili nerede atıf yapılıyorsa, orada eğer Allah'a karşı gelme suçu işleniyor ise iblis, Adem ve Havva'nın kandırılması veya başka konularda, şeytan adının tercih edildiğini görüyoruz. Sonuç olarak, iblis ve şeytan sözcüklerinin Kuranı Kerim içerisindeki kullanımında, kökenleri ile bağlantılı bir seçimin yapıldığı ihtimalini göz önünde bulundurmak gerekir.