Metal ve Mineral Biliminin Babası Teğofırastos

 

Teğofırastos, bu kitabın yazılışına neden olan, gizemli Assos taşı ile ilgili olarak eserlerinde önemli bilgiler vermiştir. Asıl adı Türtamos’tur ama Aristoteles tarafından kendisine “ilahî konuşmacı” anlamına gelen Teğofırastos takma ismi verilmiş ve o günden sonra da Eresoslu Teğofırastos olarak anılmıştır. Teğofırastos’a retorik sanatında (konuşma sanatı) çok başarılı olduğu için atfedilen bu ismin, bu alanda genç yaşında ünlenmiş biri olan Aristoteles tarafından verilmesi de ayrıca önemlidir. Aynı Aristoteles gibi, Teğofırastos da gözlem ve sınıflamaya dayalı yöntemler kullanarak (Aristoteles’ten daha sistematik olduğu söylenebilir) çok değerli eserler vermiştir. Aristoteles, hayvan bilimi, çevre bilim, mantık, edebiyat eleştirisi gibi araştırma sahalarında ilk çalışmaları ortaya koyarken; Teğofırastos da bitki, metal ve mineral bilimlerinin ilk örneklerini vermiştir. Ayrıca, ilk felsefe tarihi çalışmaları olarak adlandırabileceğimiz, 19. yüzyılda verildiği adıyla doksogırafi türünün başlatıcısıdır. Antik yazarların eserlerinde, kendilerinden önce yaşamış düşünürlerin fikirleri ile ilgili atıflara rastlamak olağandır. Bununla birlikte, Teğofırastos’un çalışması, düşünürlerin felsefi sorunlara yönelik görüşlerini daha kapsamlı içermesi nedeni ile ayrı bir özellik taşır. Teğofırastos, Aristoteles'in mantık çalışmalarını geliştirmiş ve bu konudaki eserleri daha sonra özellikle İslam filozofları üzerinde etkili olmuştur. Bu çalışmaların çok azı günümüze ulaşmış olsa da daha sonraki çağlarda yaşamış ve onun eserlerini inceleme fırsatı bulmuş pek çok araştırmacı, yaptıkları atıflar ile onun metinlerine göndermede bulunmuştur.

Teğofırastos’un Assos taşı ile ilgili de bilgiler verdiği ünlü çalışması “Taşlar Üzerine”, bilim tarihi açısından önemli bir eserdir. Teğofırastos, ilk kez cansız varlıklar üzerine eğilmiş, deney ve sınıflamaya dayalı incelemeler yapmıştır. Çeşitli taşların ısıya karşı verdiği tepkileri betimlemiş ve çıkan sonuçlara göre onları guruplamıştır. Bu çalışma, yöntem bilgisi açısından, hem tasnif hem de deney içermesi ile Aristotelesçi bir bakışa sahiptir. Çağdaş bilim anlayışımızın nasıl ortaya çıktığı konusunda bizi aydınlatmaktadır.

“Taşlar Üzerine”, mekanik kimyasal süreçlerin anlatıldığı, bilebildiğimiz ilk yazılı kaydı içerir.* Eserde, doğal cıva sülfür (HgS) mineralinin, sirke ihtiva eden bakır bir havanın içinde, yine bakır havan eli ile sürtünmesi yoluyla, sıvı metal olan cıva elde edilmesi betimlenmektedir. Bir bileşik içerisinden saf metal ayrıştırmanın yazılı en eski tarifidir bu. Böylelikle Teğofırastos, mineral biliminin yanı sıra metal biliminin de ilk örneklerini veren bir araştırmacı olarak kabul edilebilir. Aristoteles öldükten sonra Lükeyon’un başına geçmiş ve okulu 35 yıl idare etmiştir. Aristoteles'in eserlerinin derlenmesine katkısı olduğu gibi, onun kütüphanesine de sahip çıkmıştır. Bildiğimiz kadarı ile Aristoteles, yazılı eserleri toplayarak bir kütüphane sistemi ortaya koyan ilk filozoftur. Kurduğu kütüphane sistemi, yetiştirdiği öğrencilerin vasıtası ile ünlü İskenderiye Kütüphanesi'ne ilham kaynağı olmuştur.**

Aristoteles'e nazaran Teğofırastos, Atina halkına kendini daha çok sevdirmiş ve saygı görmüştür. Bunu başarmasında, kent için yaptığı bağışlar ve cana yakın kişiliği önemli rol oynar. Aleksandıros'un ölümü sonrasında artan yabancı karşıtlığı, hâkimiyetin tekrar Makedon güçlerinin eline geçmesi ile etkisini bir süre yitirmişti. Makedon yönetimi ile iyi ilişkilerini sürdüren Teğofırastos, hem saygınlığını arttırmış hem de Aristoteles'ten sonra başına geçtiği okulu geliştirme imkânı bulmuştur. Tüm bunlara rağmen, Sokrates ve Aristoteles'in başına geldiği gibi, o da dine küfür suçlaması ile karşı karşıya kalmıştır. Agonides tarafından yapılan bu suçlama, geçmiştekilerin aksine Teğofırastos'un lehine sonuçlanmıştır. Öyle ki, Agonides haksız suçlamasının karşılığında neredeyse kendisi mahkûm olmuştur.

Filozoflar, düşünen ve bilgi sahibi insanlar olarak ister istemez siyasi hayatı da etkiliyorlardı. Siyasetle olan bu yakın temas, ne kadar sevilirlerse sevilsinler, düşman kazanmalarının başlıca nedeniydi. Teğofırastos, birkaç defa bu gerçek ile yüzleşmek durumunda kalmıştır.

Atina kenti, çalkantılı bir dönemden geçiyordu. Senatoya, Sofokles tarafından bir yasa tasarısı getirildi.* Bu yasa tasarısına göre; senato ve halk meclisinin kararı olmadıkça, hiçbir filozofun okul başkanı olması mümkün değildi. Belli ki, siyasi otorite, eğitim kurumları üzerinde yetki sahibi olmayı amaçlıyordu. Yasanın çiğnenmesi durumunda, ölüm cezası öngörülmüştü. Teğofırastos, bu girişime karşı çıktı ve pek çok filozofla birlikte kenti terk etti (M.Ö. 306). Filozofların bu tepkisinden sonra ortaya çıkan huzursuzluk etkili olmuş olacak ki Aristoteles'in öğrencilerinden Filon, Sofokles'i yasalara aykırı teklif vermekten ötürü (paranomon) dava etmiştir. Sofokles'e 5 talent para cezası veren mahkeme filozofların lehine karar almış, böylece Teğofırastos ve beraberindeki filozoflar ertesi yıl kente geri dönmüşlerdi. Bu olay, tarihte bilinen ilk “aydın direnişi” olarak kabul edilebilir.